Çocuklarda uyumsuzluk nedir?

  • 0 comments

Güdülerini ve gereksinimlerini doyurmadan karşılaştığı engelleri yenemeyen ve bunun sonucunda uğradığı düş kırıklığını, gerilimi devam ettiren, daha da ilerlediğinde bunalımlara ve akıl hastalıklarına kadar ulaşan bir durum olarak tanımlayabileceğimiz uyumsuz kişilik, aslında erken çocukluk döneminde gelişmeye başlar.

Uzmanlar uyumsuzluğun en hafif halini düş kırıklığı olarak tanımlıyor. Bu nedenle uyumsuzluk sürecinin başlangıç noktası olan düş kırıklığının üzerinde durmakta fayda var.

DÜŞ KIRIKLIĞI
Bir güdüsünü veya gereksinimini doyurmak için eyleme geçen çocuğun veya bireyin, amacına ulaşamaması ya da beklentisinden daha az bir verim alması onu düş kırıklığına uğratır.

Elbette düş kırıklıkları her çocukta veya bireyde uyumsuzluk yaratacak diye bir şart yoktur. Ancak birey düş kırıklığını sürekli yaşıyorsa ve bunun sonucunda da bunalım söz konusu olursa uyumsuzluğun başlangıcı olarak tanımlayabiliriz.

Düş kırıklıklarından kurtulmak için atılacak iki adım söz konusudur. Bunlardan biri amacın değiştirilmesi, ikincisi ise amaca ulaştıracak başka eylemlerin seçilmesidir.

GERİLİM
Birey ve çocuklarda iki türde görülen gerilimin ilki bireyin gereksinimlerini doyurmak amacıyla, güdülenmesi ile başlar ve amaca ulaşmasıyla son bulur. Bu tür gerilim bireyim eylemlerinin daha özenle, coşkuyla ve amaca dönük yapılmasını sağlar.

İkinci tür gerilim ise, düş kırıklığının sonucunda ortaya çıkar ve süreklilik gösterir. Sürekli yaşanan bu tür gerilim, bireyim uyumsuzluğuna sebebiyet verir ve çoğu zaman bireyi bunalıma sürükler.

BUNALIM
Düş kırıklığından ve gerilimden kendini kurtaramayan bireyler bunalıma düşer. Bunalım süreklileştiğinde ve olağanlaştığında ne yazık ki akıl hastalıklarına doğru giden bir yola çıkılmış demektir. Bunalıma düşen kişilerde eylem donması, korku – kaygı geliştirme, saldırı ve düşmanlık gibi durumlar gözlemlenir.

Share Social