Ulu önder M.Kemal ATATÜRK’ünde söylediğinden yola çıkacak olursak gerçektende Toplumumun can damarlarından biri sanattır.Sanat büyükten küçüğe tüm bireylerin içindeki güzelliktir. Çocukların sanatla kendilerini daha rahat ifade ettikleri, ortaya daha yaratıcı sonuçlar çıkarttıkları görülür. Çünkü onlar bir şeyler oluşturma, kendinden katma ve yaratma çabası içindedir. Resim, müzik, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerle çocuk kendisini daha iyi geliştirebilir. Kaldı ki zaten sanatın kendisi de bir tür oluşturma, yaratma eylemi değil midir?

Yukarıda yazdığımız açıklamalardan yola çıkarak; Çocukların hızlı geliştiği erken çocukluk yıllarında görsel eserlerle karşılaşmaları, çocukların dünyayı algılamaları ve anlamaları açısından büyük önem arz ediyor. Ayrıca izledikleri, yaşam deneyimleri ve becerileri edinmeleri açısından da oldukça etkili oluyor. Bu karşılaşma özellikle tiyatro ve çocuk müzikali ise çocukların daha canlı bir şekilde sürece katılmalarına olanak veriyor. Çocuklar kendilerini oyun içinde buldukları için, oyunda geçen yaratıcı ortamlar ya da yeni fikirler çocukların olaylara farklı açılardan bakabilmelerini sağlıyor.

Her ne kadar tiyatro doğrudan öğretici bir rol üstlenmese de anne babalar, çocukların olumlu özdeşim kuracakları karakterleri olan ve olumlu davranışlar sergileyen oyunları tercih edebilirler. Bir çocuğu tiyatroya götürürseniz, çocuk sadece empati kazanmakla kalmaz. Aynı zamanda eğlenir, bilim ve tarih gibi konularda bilgi sahibi olabilir. Müziği, oyunu tartışmak da ileride çatışmalarla nasıl başa çıkılacağını öğrenmek için bir basamaktır. Sanatı eleştirmeyi de öğrenen küçük seyirci sanatın gelecekteki takipçisi olmaya başlar.

Ünlü Amerikalı aktör , tiyatro yönetmeni Terrence Mann “Filmler sizi ünlü yapar, televizyon sizi zengin eder, ancak tiyatro sizi iyi bir insan yapar. ” diyor. Haksız da sayılmaz.

Çocuklar sanatı tanıyarak eleştirel düşünceyi, empati kurmayı, farklı yaşamları öğrenirken bir yandan da entellektüel yanlarını geliştirirler. Özellikle klasikleşmiş eserler insanlık tarihine çıkılan bir yolculuktur. Tiyatroda çocuk oyunun içeriğine göre kendi yaşadığı toplumu ya da yabancı toplumları tanıma fırsatı bulur. Olaylara farklı açılardan bakabilme becerisi kazanan çocuğun estetik algısı da gelişecektir.

Bu sebeple okullardaki tiyatro salonlarını kullanan öğretmenler çok kıymetlidir aslında. Bu salonlarda çocuklar gerek yazılmış bir eseri gerekse kendi yazdıkları bir oyunu sergileyebilirler. Sahneyi doldurmak tamamen hayal güçlerine kalmıştır. Yaşam da öyle değil midir zaten. ustanın dediği gibi “Hayat bir sahne bizler de rolümüzü oynuyoruz”.

Kaldı ki bir tiyatro eserinde veya müzikal tiyatro ile bilimden sanata, sanattan yaşama kadar hayat içersindeki tüm edinimleri çocuğa anlayabileceği şekilde aktarmak çok daha kalıcı ve elbette önemli bir araçtır. Çocuklarınızı sanatla buluşturmakta asla tereddüt etmemeliyiz.

 

 

KAYNAKÇALAR:

  • Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 26, Sayı: 1, 2012
  • C. A.MENDERES ÜNİ. SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ OKUL ÖN. ANA.DALI

2015-YL-022 çocuk ve yetişkin prososyallik ölçeklerinin geçerlik güvenirlik çalışması ve çocuk ile anne-baba prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi hazırlayan Burcu BAĞCI

  • Cilt 20 Sayı 1 Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi e-ISSN 2148-7510 , | Doi numarası: 10.17556/erziefd.286651

Yazan : Nar Sanat Aanokulu Öğretmeni : Melissa ORTAK

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir