Çocuklarımızın bütün tatlı anlarını kaydetmek istiyoruz. Acaba bir de kameraman olmalarına izin verirsek neler olur?

Günümüz çocuklarının 10-15 veya 30-40 yıl önceki çocuklarımızla karşılaştırmaya asla yeltenmeyin çünkü sadece kullanılan araçlar değil artık algılar farklılaştı. Teknoloji tüm hayatımızı neredeyse şekillendiriyor bu sadece bizler için değil çocuklarımız için daha da fazla geçerli.

Günümüzde çocukların birçoğu, kamera karşısında bolca vakit geçiriyor, bu ister bir fotoğraf makinesi ister bir cep telefonu kamerası olsun fark etmiyor hayatın gerçeklerini vizör arkasından fakat büyüklerin görmediği anlamadığı şekilde de geçirebiliyorlar.

Peki, bu vakti kendi çocuklarınızda deneseniz ve sonra algılarını ve gördüklerini inceleseniz neler görürsünüz, hiç düşündünüz mü?

Hayatı bir çocuğun gözlerinden görmek, dünyayı keşfedişlerini izlemek, yaratıcılıklarının ve meraklarının gözler önüne serilmesine tanık olmak, inanılmaz bir duygu. Tüm bunları görmek ve şahitlik etmek istiyorsanız yapacağınız tek şey çocuğunuzun eline neden bir kamera vermek.

Olası görecekleriniz nelermiş bakalım?

1. Kamera çocuğunuzun merak duygularını serbest bırakır

Çocuklar, doğaları gereği meraklıdırlar. Bir kamera edinmelerini sağlamak, bir kapıyı açıp  dolaşmalarına izin vermek gibidir. Dolanırken, zum yaparken, gözetlerken ve yol boyu fotoğraf çekerken en küçük şeyler bile ilginç hale gelir. Çocuklar, eğlenceli açılar, özgün perspektifler bulmada yeteneklidirler. Asla fark edemeyeceğimiz şeyleri, ellerinde bir kamera ile kolaylıkla keşfedebilirler.

2. Kamera çocuğunuzun bireysellik hissini artırır

Hepimiz biliyoruz ki her çocuk özeldir. 20 çocuğu ellerinde kameralarla aynı şeyi görüntülemeye yollasanız, karşılığında 20 farklı fotoğraf elde etmeniz olasıdır. Bir çocuğa kamera vermek, gerçekten de bireyselliklerini ve özgünlüklerini vurgulayan bir etkiye sebep olur.

3. Kuralsızlığın kuralları.

Bazı çocukların fotoğrafçılığa olan ilgileri arttıkça, daha güçlü fotoğraflar için bazı ‘kuralları’ keşfetmek isteyebilirler; fakat eğlence, keşfetme ve ifade adına, sınır oluşturan tek şey gökyüzüdür. Bir sanat etkinliğinde bulunan herkes, estetiğin ve sanatın spekülatif olduğunu bilir – dolayısıyla fotoğrafın çok parlak, karanlık, bulanık ya da ters olması hiç önemli değildir. Çocuk seviyorsa, zaten özeldir.

4. Erişilebilirdir.

Kameralar, okuma ya da yazma gerektirmezler. Hatta aynı dili bile konuşmanıza gerek yoktur. Görselin kendisi, evrensel bir dildir. Bu özelliği, tüm çocuklar için erişilebilir olmasını sağlar: küçük çocuklar için, okulda sorun yaşayan çocuklar için, engelli çocuklar vs, tüm çocuklar için.

5. Anında sevindirir.

Bas ve çek. Bu kadar basit. Çocuk gördüğü anda çeker ve sonuçlara bakar. Bazı çocuklar memnuniyetlerini rötarlı yaşasalar da  dünya genelinde birçok çocuk, sanatlarını bir anda ellerine almaktan büyük keyif duyarlar.

6. Görmeyi öğrenmek sadece yetişkinlere has değil çocuklar da  isterler.

Bazı çocuklar doğuştan oldukça gözlemcidirler; kimliklerinin bir parçasıdır. Bazıları ise detayları ve incelikleri saptamada güçlük çekerler; daha çok büyük resmi görürler. Çocukların fotoğrafçılığa hangi açıdan yaklaştıkları önemli değildir; fotoğraf, görmelerini sağlar. İnsanları, renkleri, dokuları, böcekleri ve küçüklerin hayatını, uzun ağaçları ve büyüklerin hayatlarını, zıtlıkları, hareketi, güzel şeyleri, çirkin

7. Güçlendiricidir.

Tüm bu sebepler göz önünde bulundurulduğunda, bir çocuğun eline kamera vermek, ona kendini ifade edebileceği bir araç vermektir. İfade, yaratıcılık, keşfediş ve ifadenin somut hali (görsel) desteklendiğinde, çocukların hem içinde bulundukları dünyayı hem de kendilerini daha derin bir şekilde keşfetme istekleri de güçlendirilmiş olur.

Denemeye değmez mi?

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir