Halk arasında “takıntı” olarak bilinen obsesif kompulsif bozukluk, kişinin sürekli kendini tehdit altında hissetmesine sebep olan nöropsikiyatrik bir hastalıktır. Genellikle anne ve babalar bu durumdan hep şikayet ederler. Bizde Nar Sanat Anaokulu olarak sizlere bu konuyla başa çıkmanız için yapmanız gerekenleri sıraladık.

Kafaya takmak ile aynı şey değil

Rahatsız edici düşüncelerin engellenemez olması, bu düşünceler geldiğinde yapılan davranışların gereksiz yere yapılmasının çocuğun kendisinin ya da çevresinin gündelik hayatını aksatabilir.Kafaya takmak ile obsesif kompulsif bozukluk arasında farklar var. Birçoğumuz gündelik hayatta, tehlikelerden korunmak için bazı önlemler alırız. Ancak obsesif kompulsif bozuklukta kirli olmadığı halde elleri kirliymiş gibi hissedip yıkamak, kilitli bir kapının kilitli olduğunu bildiği halde tekrar kilitleme ihtiyacı duymak bu hastalığın işareti olarak sayılabilir.

İyileşmeyen cilt yaralarına dikkat edin 

Obsesyonun çocuklarda kirlenme korkusu, kendine veya sevdiği insanlara zarar gelme korkusu ve emin olamama olarak görülebilir. Evden uzak olmamak için okula gitmeme, diğer çocuklardan uzak durmaya çalışma, konsantrasyon bozuklukları, vedalaşmaları uzatma, temiz olmama hissinden dolayı banyoda uzun zaman geçirme ve ellerin deterjan gibi uygun olmayan malzemelerle çok sık yıkanması sonucunda oluşan cilt yaraları çocuklarda obsesif kompulsif bozukluk belirtisi olabilir. Obsesif kompulsif bozukluk, tanısı konulduktan sonra tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Birkaç örnek vermemizi ister misiniz ?

– “Birisiyle tokalaştığımda elimin mikroplandığı düşüncesinden sonra aklım fikrim elimi yıkamakta; saatlerce elimi yıkıyorum temizlendiğine inanıncaya kadar.” (14 yaşında)

– “Evden çıkarken belli bir düzende eşyalara dokunup evdekilerin elini öpüyorum. Düzende en ufak bir aksama hissi geldiğinde hepsini tekrardan yapıyorum. Evden çıkmak saatler aldığı için okula hep geç kalıyorum.” (11 yaşında)

– “Soruları ne üç ne beş, tam dört kez kontrol etmeliyim. Dört kontrolde karar veremezsem doğru cevabı vermiş olsam bile dördün katları kadar tekrar çözmeliyim. Herkes bitirirken ben ancak yarısına gelmiş oluyorum sınavın.” (17 yaşında)